Ölü Deniz fay zonuna dikkat! “5- 10 yıl içerisinde büyük depremler olabilir”

DHA’ya 2020 yılının Aralık ayında verdiği röportajda, Arap plakasının doğu, kuzeydoğu ve kuzeyi çevresindeki hareketliliğin büyük bir depremin yaklaşmakta olduğunun göstergesi olabileceğini belirten, başta Antakya çevresi olmak üzere Hatay, Kahramanmaraş, Malatya ve Elazığ illerindeki fay hatlarının yıkıcı bir deprem açısından sinyal verdiği uyarısında bulunan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Onur Köse, Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin konuştu.

Dr. Köse şunları söyledi:

“Yaklaşık 2 yıl önce bunu söylememizin önemli bir sebebi vardı. Arap plakasının komşuluğunda hem İran hem Türkiye oldukça karışmış, buruşmuş bir jeomorfolojik yapıya sahiptir. Çünkü bu iki kıta parçası Arap plakasının kuzey ve doğu yönündeki hareketiyle Avrasya ile Arap plakası arasında sıkışarak büzüşmektedir. Bölgede özellikle 2015 ile 2020 yılı arasındaki depremlere baktığımızda, söz konusu depremler, Basra körfezinden Elazığ’a kadar bir dizilim göstermektedir. Buna karşılık Arap plakasının batı yakasında, Akabe Körfezi’nden itibaren İsrail üzerinden Türkiye’ye kadar uzanan Ölüdeniz Fay Zonunda ise fazla bir kıpırdama yoktu. Bu nedenle, Arap plakasının 2015 ile 2020 yılları arasında daha çok Zagros (İran) ve Bitlis (Türkiye) kenet kuşakları boyunca doğuya ve kuzeye doğru oluşturduğu yüklenmelerin, aslında uzun süre sessiz kalan ve Akabe Körfezi’nden Kahramanmaraş’a kadar uzanan Ölüdeniz Fayı üzerindeki gerilim birikimlerinin boşalmasını ve Arap plakasının batı kesiminde yıkıcı bir deprem meydana gelmesini kolaylaştıracak bir rahatlama oluşturduğunu öngörüyordum. 2020 yılında yaptığımız röportajda, o nedenle Kahramanmaraş ve Hatay’ın artık eli kulağında olduğunu söylemiştik. Doğuda ve kuzeyde meydana gelen depremlerin, plakanın batı kesimindeki hareketini kolaylaştırdığını ve bölgenin gerilim birikimlerini daha rahat boşalmasını sağlayarak fayın daha kolay kırılmasına sebep olduğunu düşünüyorum.”

KAHRAMANMARAŞ- İSRAİL ARASI RİSKLİ BÖLGE

Kahramanmaraş ile İsrail arasının riskli bölge olduğunu anlatan Dr. Köse, “Bu şekildeki çok büyük depremler sonrasında aslında arka arkaya o bölgeye yakın bölgede, gerilimini boşaltmak üzere hazır tetikte duran faylar zaten tetiklenir ve enerjilerini boşaltırlar. Böylelikle 50 yıl ya da daha sonra meydana gelecek deprem bugün meydana gelebilir. Diğer taraftan Hatay ya da Kahramanmaraş’ta meydana gelen artçı depremlerin bir an önce tükenmesini beklememiz zafiyet olur. İnsanlarımızın bu travma sonrası en büyük beklentisi depremlerin bitmiş olmasıdır. Ama bilimsel çalışmalar genellikle bu tür çok büyük depremlerin sonrasında artçı depremlerin uzun süre devam edebileceğini gösteriyor. 8 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depremi sonrasında, batıya doğru aynı hat üzerinde 1942 Niksar (7.3), 1943 Ladik (7.6) ve 1944 Bolu-Gerede (7.6) yıkıcı depremlerinin meydana geldiğini unutmamak gerekir. Aynı şekilde bugün düzeltilmiş değeriyle 9.5 büyüklüğündeki 22 Mayıs 1960 Şili (Valdivia) Büyük Depremi’nden 1 gün önce aynı hat üzerinde Concepcion depremleri olarak bilinen 8.1 büyüklüğünde deprem ile başlayan 7’den büyük 4 deprem meydana gelmiş olduğunu ve büyük deprem sonrasında kasım ayına kadar 7’den büyük 5 adet daha deprem meydana gelmiş olduğunu hatırlamamız gerekir” dedi.

“TÜRKİYE’NİN HER YERİNDE DEPREM OLABİLİR”

Dr. Onur Köse, Ölü Deniz fay hattının, Akabe Körfezi’nden başlayıp, Ürdün ve İsrail sınırından geçerek Lübnan ve Suriye üzerinden Hatay’a ulaştığını ve Kahramanmaraş’ta Doğu Anadolu fayı ile birleştiğini belirtti. Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Ölü Deniz fay zonunun geçtiği, İsrail, Ürdün, Lübnan ve Suriye’de 5- 10 yıl içerisinde büyük depremlerin yaşanabileceğini belirten Dr. Köse, “Çok büyük bir travma yaşamakta olan Türkiye için bugünlerde İzmir’de, Hakkari’de, Bingöl’de, Konya’da deprem olacak gibi açıklama yapmayı doğru bulmuyorum. İnsanlarımızı daha büyük endişelere yönlendirmek yerine ülkemizin her köşesindeki vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi konusunda çalışmaların yapılması ve çözüm getirilmesi taraftarıyım. Deprem tehlikesi Türkiye’deki her yer için söz konusudur ve Türkiye’nin her yerinde deprem olabilir. Türkiye hem Afrika hem Arap plakaların arasında sıkışma bölgesi olduğu için her yerinde deprem olasılığı muhtemeldir. Ancak telafi edilmesi zor olan büyük ekonomik kayıplar, yatırımlar ve endüstri alanları ile birlikte nüfus yoğunluğunun öne çıkaracağı çok yüksek sayıdaki can kayıplarının birlikte ele alındığı deprem riskleri göz önüne alındığında, İstanbul zaten her zaman öncelikli bir bölgedir” diye konuştu. 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*